Makale Okuma Alanı
Sosyal medyanın hayatımızı esir aldığı bugünden beri hepimizde gizli bir hastalık bulaştı, bunun hepimiz farkındayız sanırım: görsel beğenilme anksiyetesi. Instagram‘da nasıl göründüğünüz, TikTok'taki 100 taklalarınız, LinkedIn‘deki o kasıntı profil fotoğraflarınız...
seslichat odalari seslialem.com sunar
Her yer tam bir görsel podyuma dönüşmüştür. Günümüz dünyasındaki internet dünyasında beynim artık sürekli izleme ve kusursuz görünme baskısından o kadar yoruldu ki çareyi tüm bu yapaylığı reddeden bir anda, yani seslichat odalarında bulmuşum. Burası benim için sadece bir seslichat odası değil, beynimin de görsel algı merkezini kapatıp doğrudan ruhumu dinlendirdiği bir nörolojik vakadır. Seslichat kanalı rakiplerin sitelerinde sürekli "arkadaş edinin" yazıp duruyorlar ya, aslında işin arkasındaki o büyü, psikolojideki içten aidiyet duygusunda gizlidir. Bir seslichat odasına giriş yaptığım an beynimdeki o "acaba saçım nasıl duruyor
, ışık yüzüme kötü mü vurdu" diye kaygılı refleks bu platformda bende tamamen devre dışı kalmaktadır. Kameraları kapatıp sadece mikrofonla konuştuğumda kimliğimin üzerindeki tüm toplumsal etkilerden sıyrılmış bir hale geliyorum. Ne giydiğim, kaç kilo olduğum ya da o an ne kadar bitkin göründüğüm hiçbir kullanıcı tarafından algılanmamaktadır; yahut insanların bana karşı öyle bir önyargısı yoktur seslichat sitelerinde. Ben bu sohbet odalarına girdiğim an beynimdeki o acabaların hepsi kaybolmaktadır. Bu benim için çok güzel bir duygudur. Kameraları kapatıp sadece mikrofonla konuştuğumda kimliğimin üzerindeki tüm toplumsal etkilerden sıyrılmış hale geliyorum.
Ne güzel, sadece ses tonum ile bu platformda varım. Bu insana inanılmaz psikolojik bir destek vermektedir. Daha bilimsel olarak ses dalgalarımızı birbirimizle doğrudan amigdala ettiğimiz vakitlerde hipokampus bölgelerine, yani duygusal hafızamıza hitap ettiğimizde gün boyu maruz kaldığımız o soğuk metin mesajlarını, bir beyni robot gibi çalıştıran aidiyetten kurtulmuş hale geliyoruz. Seslichat platformundaki anlık bir iç çekiş, satır aralarındaki o sıcak duraksama insan beyninde doğrudan "güvendesin, yalnız değilsin" sinyalini vermektedir.
Yazıyla saatlerce anlatamadığım bir derdimi mikrofona alıp 2 dakika içerisinde anlatabiliyorum; çünkü ses tellerimden dökülen frekansların karşı taraftaki insanların empati nöronlarını anında harekete geçirdiğini biliyorum. Kısacası herkesin birbirini dış görünüşü ile yargıladığı bu yapay dünyada ben beynimi ve ruhumu korumak için seslichat odalarındayım. Kulaklığımı takıp odalardan birbirine bağlandığımda ekranın getirdiği tüm o sahte dünya arkamda kalarak kendime yeni bir dünya kuruyorum. Klavyenin soğuk plastiğine basarak değil, insan sesinin o kadim frekansına tutunarak ilerlemeye çalışıyorum; çünkü biliyorum ki gözler aldanır ama sesler asla aldanmaz. Sizlere de seslichat dünyasını öneriyorum.ha
